Dark Light

Kimilerine göre topraktan, kimilerine göre maymundan, kimilerine göre nereden geldiğimizin üzerine bile düşünülmeye değmeyecek bizler gerçekten anı yaşayabiliyor muyuz? Konseri, spor maçını yada sevdiklerimizle yaşadığımız müthiş bir anı kameraya aldığımız için eleştirilmeli miyiz? Şimdi buna cevap arayacağız. Etrafımızdaki her şeye, ya gördüğümüz ya duyduğumuz ya da dokunduğumuz için tepki veriyoruz. Görme dediğimiz eylem ışığın maddeden yansıyıp bize ulaşması. Duyma dediğimiz eylem sesin kaynaktan bize ulaşması. Ama ışığın ve sesin hızı sabit. Yani mesafe çok kısa olsa bile o ışığın yada sesin maddeden bize ulaşması mini mini mini mini bir saniye de olsa geç olacak. Yani biz o şeyin, ondan uzaklığımıza göre geçmişteki halini görüp duyuyoruz. Bir örnekle bir yaz akşamı, hafif rüzgarlı bir hava, sahildesiniz ve sevdiğiniz kişiyle ilk kez öpüştüğünüzü hayal edin. O anın asla bitmemesini istiyorsunuz. (Spoiler alert!!!) Yakınlaşırken gördüğünüz kişi aslında o kişinin mikro andaki geçmişteki hali. Duyduğunuz nefesinin sesi o kişinin çok kısa da olsa geçmişteki sesi. Üstelik gerçekte o kişiyle öpüşemiyorsunuz bile. Atomik boyutta elektronlar birbirini iteceği için asla dudaklarınız karşınızdakinin dudaklarına değmez. (yani yalnızım diye üzülmeye gerek yok. Kimse öpüşemiyor) Kısaca anı yaşamak diye bir şey yok. Bu farkındalıkla arkadaş ortamında teli elinizden bırakmamaya devam etmenizi önerip, öpücüklerimi(!) yollayarak yazımı bitiriyorum.

Bir yanıt yazın

Related Posts

HEvMU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin